İnternet ile bütünleşik olarak teknolojinin sürekli ve hızlı bir şekilde ilerlediğine, artık hepimiz her gün tanık oluyoruz. Her şeye karşı büyüyen bir açlık var ve bu durum dünyadaki bir dizi sektör için beklenmedik sonuçlar doğurabiliyor. Emlak sektörü de buna dâhil.

Boyutu küçülen ancak aldığı veri boyutu büyüyen cihazların insanların iş yaşamında kolaylık sağlamasının ardından buna yönelik geliştirilen uygulamalar ve girişimler, artık dünyanın her yerine ulaşmayı başardı. Ancak özellikle son 5 yıldır yeni bir şeyler olduğunu görüyoruz. Teknoloji adına küçük başlangıçlar şeklinde de olsa, çok daha dramatik ve etkileyici sonuçlar doğuran yeni gelişmelere tanık oluyoruz. Sanal gerçeklik sistemleri, sanal turlar, 3D baskılı üretilebilen yapılar, giyilebilir teknoloji, akıllı binalar, akıllı şehirler… Kısacası birbiriyle ilişkili olan bu sistemlerin her gün yeni bir çeşidinin karşımıza çıkıyor olması, aslında bize doğru büyüyerek gelen bir şeyin olduğunun habercisi. 

Nikola Tesla 

Konumuza girmeden önce o tarihlerde, zamanın çok ötesinde yaşayan şimşeklerin efendisi, elektriğin dahi çocuğu Tesla‘dan bahsetmezsek bu işi ne kadar doğru yaptığımız gerçeğinden şüphe duyardık. Her ne kadar çoğu kişi tarafından bilinmese de bugün onun buluşları ve icatları sayesinde dünyadaki yaşam karanlık bir çağdan aydınlık bir çağa geçmiştir. Tesla, bulunduğu çağın çok ötesinde bir hayal dünyasına sahipti.

İşte Nikola Tesla‘nın (1856-1943) gelecekle ilgili muhteşem öngörüleri:

  • Kablosuz ağlar, tüm dünyaya mükemmel bir şekilde uygulanırsa dünyayı devasa bir beyine dönüştürecek. Her şey, gerçek ve uyumlu bir bütünün parçacıkları olacak.”
  •  “Yakında bir iş adamının New York’tan yazılı talimatlar dikte etmesi ve bunların Londra’da ya da başla bir yerde anında belirmesi mümkün olacak.
  • Big Think internet sitesinde yer alan bir alıntıya göre Tesla iletişim teknolojilerinin hangi boyutlara ulaşacağını çok önceden tahmin etti. “Her birimiz bir başkasıyla aramızdaki mesafeye bakılmaksızın, anlık iletişim kurabileceğiz. Televizyon ve telefonla aradaki kilometrelerce mesafeye rağmen bir başkasını görüp sesini duyabileceğiz, yüz yüze iletişimde olduğu gibi. Bunu bize sağlayacak araçlar şimdiki telefonlarımızdan çok daha basit olacak, öyle ki herkes bu telefonları yelek cebinde taşıyabilecek.” 
  • “Masasından dünyadaki herhangi bir telefon abonesini araması ve konuşması mümkün olacak. Sadece ucuz ve bir saatten büyük olmayan bir araç taşımak gerekli olacak, bu araç taşıyana denizde ya da karada binlerce mil ötesini duyma imkanı verecek. Bir kişi konuşma ya da şarkıları dünyanın her yerinden dinleyip, her yerine aktarabilecek.”
  • “Kablosuz bağlantı, zekânın transferini sağlayarak birbirimiz ile daha yakın iletişim kurmamıza neden olacak. Bedenlerimizi, maddeleri ve enerjiyi bir yerden başka bir yere transfer (transport) edeceğiz. Kablosuz ağın, tüm dünyaya mükemmel bir şekilde yayılması dünyayı devasa bir beyine dönüştürecek. Her şey, gerçek ve uyumlu bir bütünün parçacıkları olacak. Mesafelerin hiçbir önemi olmaksızın, birbirimizle anında iletişim kurabileceğimiz. Sadece bu da değil, televizyonlar ve telefonlar aracılığı ile birbirimizi yüz yüzeymiş gibi net görebileceğiz ve duyabileceğiz. Tüm bunlar binlerce kilometrelik mesafelerin hiçbiri önemli olmaksızın yapılacak. Hatta bugün kullandığımız telefonlarla kıyasladığımızda, iletişimde kullandığımız bu cihazlar hayrete düşürecek şekilde basit olacak. Bir insan, bu cihazlardan birini ceketinin cebinde taşıyabilecek.

Yeni Teknoloji Dalgası Olarak ‘Nesnelerin İnterneti’

Peki, nedir bu yeni teknoloji dalgası? Internet of Things (IoT)  olarak adlandırılan bu yeni dalga, fiziksel bir değişimden ziyade aslında bir zihniyet değişimi olarak algılanabilir. Bu zihniyet, herkesin her zaman internete bağlı kalmasını öngören bir sistemdir. Türkçeye “Nesnelerin İnterneti” olarak çevrilen bu kavramı ortaya atan ise Massachusetts Institute of Technology’de Kevin Ashton oldu.

Web dünyasını daha akıllı hale getiren bu sistem, sayısız nesnenin(M2M: Makineler arası iletişim) birbiri ile çevrimiçi olarak bağlantı kurabildiği ve bu sayede verilerin çok daha hızlı ve zahmetsiz şekilde insanlara aktarılabildiği bir yapıya sahip. Ve nasıl internetteki veri ağı her geçen büyüyorsa, nesnelerin internetindeki cihaz ağı da her geçen gün büyüyor. Kablosuz internet teknolojisinden faydalanarak birbiriyle ve insanlarla iletişim kuran akıllı cihazların sayısı inanılmaz bir büyüme gösteriyor.

Baş Döndürücü İstatistikler

  • Business Insider’a göre 2015 yılında 10 milyar cihaz internete bağlıyken bu sayı 2020’’ye kadar 34 milyara çıkacak.  
  • IOT teknolojisini kullanan nesnelerin sayısı ise 2020 yılında 24 milyara ulaşacak.
  • 2020 yılına kadar nesnelerin internetine yapılacak olan yatırım 5 trilyon dolar olarak öngörülüyor.
  • 2020 yılında bir evdeki akıllı cihaz sayısı 20 adeti bulacak.
  • 2020 yılında tahminlere göre bireysel olarak ortalamada 5 bağlı cihaza sahip olacak.
  • 2020 yılına kadar 250 milyon giyilebilir cihaz olacak.
  • Sistemin güvenliği için harcanacak para ise 1 trilyon dolar. 
  • Akıllı evler, Nesnelerin İnterneti’nin en önemli bir parçası olacak. 2019’a gelindiğinde şirketler piyasaya, tahminen 490 milyar dolar ciroya karşılık gelen 1,9 milyar bağlı ev aleti çıkarmış olacak.
  • 2025 yılında enerji verimliliği, toplu taşıma, operasyon yönetimi, akıllı müşteri ilişkileri yönetimi gibi gelişmelerle Nesnelerin İnterneti’nin ürettiği ekonomik değer 11 trilyon doları aşabilir.
  • Nesnelerin İnterneti pazarının 2020’ye kadar %16,9’luk bir büyümeyle 1,7 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
  • Facebook, Google ve Microsoft gibi global şirketler yatırımlarını bu alana yoğunlaştırıyorlar. 
  • Özellikle Google şirketine ait sürücüsüz araçlar (Google Self-driving Car) bunun bir örneğidir. 

Daha Somut Manada Nesnelerin İnternetine Bakış

Şimdi neden bahsettiğimizi daha net anlayabileceksiniz. Akıllı nesneler evinizde, iş yerinizde olabileceği gibi, iş yerlerinde, fabrikalarda, arabalarda, mahallelerde, hastanelerde ve kısacası her yerde olabilir. Büyük sektörlerde çalışan firmaların envanter takibi ve verimlilik artışı gibi çeşitli verileri elde edebilmesinde kullandıkları cihazlardan, artık evlerinize girmeye başlayan akıllı ışıklandırma, akıllı güvenlik sistemleri için kullanılan cihazlara kadar pek çok nesne bu ağın bir parçasını oluşturuyor.

Nesnelerin boyutlarından işlevlerine kadar ne kadar çeşitli olabileceği şu örnek ile anlam kazanıyor. Minik bir toz tanesi gibi görünen bir bilgisayar, zemindeki kimyasal miktarını ölçmede kullanılabildiği gibi, her köşesine yerleştirilen sensörler sayesinde koca bir şehrin güvenliği garanti altına alınabiliyor. Aslında bunun başlangıcı 1974’lü yıllardaki bankamatikler ile başlamıştı. Ardından 1990’lı yıllarda web’in doğuşu ve 2000’li yıllarda akıllı sayaçlar ile gelişme gösterdi. Günümüzde gelinen nokta ise akıllı telefonlar ile kilitlenebilen kapılar, enerji tasarrufu ve akıllı ışıklandırma sistemine sahip olan akıllı binalar oldu.

Gelecek için ise üzerinde durulan şey, tüm bu cihaz ağına insanların sadece düşünerek ulaşabileceği sistemler yapmak. Örneğin evinize bir akıllı sistem kurdunuz ve telefonunuza konuşarak bir emir veriyor ve ışıkların kapanmasını sağlıyorsunuz. Gelecekte bunu konuşarak değil, sadece zihninizden geçirerek cihazlara yaptırabileceksiniz. Tabi, bu aynı zamanda cihazların bizim aklımızdakileri okuyabilmesi anlamına da geliyor!

Nesnelerin İnterneti İle Birlikte Değişen Emlak Endüstrisi

Tüm bu teknolojik değişimler, pek çok sektörde olduğu gibi emlak sektöründe de değişimlere neden oluyor. Tüketicinin kullanım alanlarını ve haliyle davranışlarını da değiştiren bu yenilikler, onların ihtiyaç duydukları hizmetlerin de farklılaşmasına sebep oluyor. Akıllı cihazların insanların hayatının bir parçası haline geliyor olması ve yoğun rekabetin bulunduğu emlak sektöründe firmaların öne çıkmak için bu tip farklı alanları kullanmak istemesinin sonuçları da elbette dramatik yeniliklere yol açıyor. 

Bildiğiniz üzere emlak dünyasında başarılı olmanın en önemli yolu pazarlamadan geçer. Alıcılar ve satıcılar arasında aracı olan emlak danışmanları, satıcının mülküne en iyi şartlarda alıcı bulmak ve alıcıya en iyi şartlarda istediği evi bulmak için pazarlama tekniklerine sıklıkla başvurur. Ancak alıcı ve satıcılarının gelişen teknolojiye bağlı olarak davranış ve zihniyet değişimi içine girmeleri, emlak danışmanlarının pazarlama tekniklerini de değiştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Yani kısacası, bugüne kadar almış olduğunuz emlak eğitimleri, satış teknikleri ve pazarlama faaliyetleri yakın bir gelecekte tuzla buz olacak. Kısa bir süre öncesine kadar emlak ilanları gazetelerde yayınlanıyordu. Peki ya şimdi. Yakında ilan verecek basılı gazete bile kalmayacak.

İşte tamda böyle bir yok edici değişiklik bizleri bekliyor emlak sektöründe. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu değişime şimdiden hazır olun!

Alıcılar ve Satıcılarda Gözlenen Davranış Değişiklikleri

Eskiden bir alıcı aradığı ev ve onun çevresi hakkındaki bilgileri toplamak için emlak ofislerine gelir ve onlardan bilgi toplamak isterdi. Çünkü belediyeye veya tapuya gidip orası hakkında bilgi almak gibi zorluklarla uğraşmak istemezlerdi. Şimdi ise ellerinin altında iklim koşulları, evin çevresindeki yaşam alanları gibi merak ettikleri her konuya cevap bulabilecekleri akıllı cihazlar bulunuyor.

Bu durumda emlak broker ve danışmanları müşterilerin bu tip ihtiyaçlarını karşılamak için onlarla birlikte bu dünyanın içine atılmak durumunda kalıyor. Onlara daha çok veriyi ‘nesnelerin interneti’ üzerinden sağlamak adına yeni girişimler geliştiriyor ve kullanıma sunuyorlar.

Satıcılar ise bu gelişmelerden olumlu manada faydalanıyor diyebiliriz. Akıllı sistemler sayesinde evlerini baştan aşağı yepyeni bir görünüme kavuşturabilen satıcılar, talebin fazla olduğu sektörde alıcıları etkilemenin bir yolunu bulmuş durumdalar. Elbette bu durum gayrimenkul firmalarını da etkiliyor. Satıcılara evlerini akıllı sistem kitleri ile donatmaları yönünde tavsiyede bulunan firmalar, bu şekilde onlara daha kolay alıcı bulabiliyor ve komisyonunu alıyor.  

Yeni emlak müşteri profilinde köklü değişiklikler bizi bekliyor. Eskiden gayrimenkul taleplerinin belli başlı tüketici ihtiyaçlarını karşılaması yeterliyken günümüz teknoloji dünyasında nesnelerin interneti ile artık daha kişisel beklentiler öne çıkıyor. Alıcı bir ev satın almak istediği zaman, önceliğini akıllı şehirler(bölgeler) ve akıllı binalardan yana kullanmak isteyecek. Yani ilk talep eşleşmesi akıllı şehir ve akıllı binayla olacak. Sonrasında sahip olmak istediği akıllı evin talep kriterleri artık nesnelerin interneti ile eşleşmek zorunda kalacak. Bu eşleşmeyi sadece evin içerisindeki veya evin dışını da kapsayan akıllı sistemler olarak düşünmeyin. Nesnelerin interneti mahalleler ve ulaşım yolları da dahil olmak üzere birçok M2M‘i kapsamaktadır.

Alıcı, bir emlak danışmanından edinebileceği çeşitli bilgileri, nesnelerin interneti yoluyla ev satın almak istediği bölgeden sağlanan verilere dayanarak(hava kirliliği, sağlık, güvenlik, deprem,  trafik ve park sorunu vb.) edinebilir. Bu bilgiler alıcının daha hızlı ve güvenilir kararlar almasını sağlayacaktır.

Akıllı şehirlere bir örnek vermemiz gerekirse, Brezilya’nın Rio de jenario’da IBM ve Cisco işbirliği ile kurulmaya başlanan altyapı sayesinde trafik ve sağlık hizmetleri tek bir organizasyon merkezi altında toplanıyor. Bu merkezde hava durumu bilgisi, felaketleri önceden haber veren sistem, suç bilgileri, doğal afet habercisi, eğitim, sağlık, altyapı, ulaşım, turizm, enerji ve yaşam alanlarıyla ilgili bilgiler anlık olarak iletiliyor. Nesnelerin interneti yoluyla edinilen bu bilgiler bölgede yaşayan tüm halka açık bir biçimde yayınlanıyor. Kendini tamir eden oto yollar, trafik sıkışıklığını giderecek ulaşım çözümleri, sağlık ile ilgili gelişmeler, suç önleyici sistemler, bedava kablosuz internet ve kablosuz şarj sistemleri ve daha bir çok yenilik bu akıllı şehirlerde var. 

Emlakbroker.com ekibimizin geleceğin karar vericileri olarak gördüğü fakat telekomünikasyon(fast food ve giyim vb.) şirketleri haricinde hedef kitle olarak görülmeyen Y kuşağı, hem akıllı şehirlerde, hem de akıllı evlerde yaşamak isteyeceklerdir. Bunun için ebeveynlerine dayatma yoluyla ya mevcut evlerini(akılsız) satma ya da kiralama yoluyla akıllı şehirlere(bölgeler) ve akıllı evlere taşınmanın bir yolunu mutlaka bulacaklardır. Bu onlar için dünya üzerinde başka bir gezegende yaşama hissini sağlayacak ve iyi bir üniversite kazanmış gibi arkadaş çevresi içerisinde bir statü oluşturacaktır.

Varlıklı bir aile, çocuklarından gelen böyle bir isteği yerine getirmek için biran olsun düşünmeyecektir. Sonuçta prim yapacak ve değerleme artışında makas farkının diğer bölge ve gayrimenkullere göre daha kazançlı olduğunu göreceklerdir. Bu durum parasını gayrimenkul yatırımları üzerinden değerlendirmek isteyen yatırımcılar içinde geçerlidir.

İnşaat firmaları ve emlak danışmanları Y kuşağını bu bağlamda iyi analiz etmeli, onlarla empati kurmalı ve pazarlama faaliyetleri içerisine yakın geleceğin karar vericilerini mutlaka almalıdır. Evet bu yazdıklarımızı çok yakın bir gelecekte emlak danışmanları birebir yaşayacaktır. Akıllı bir ev veya akıllı şehirle ile ilgili talepler Y kuşağı tarafından gelecektir. Yakında emlak ve proje satış ofislerinde bu gençleri karşınızda size soru sorarken hatta pazarlık yaparken görünce şaşırmayın.

Dolayısıyla nesnelerin interneti emlak sektöründe var olan şirketleri etkileyeceği gibi yepyeni iş modellerinin kurulmasını sağlayarak yeni bir ekosistem oluşturacak. Şimdiden hazırlık yapın!

Tehlike…Herşeyi Ele Geçirebilirler! 

İnternete bağlı cihazlar, hem saldırganların kurbanlarını pasif bir şekilde takip etmesine imkan tanır ve hem de kurbanlarının özel hayatlarına aktif bir şekilde müdahale edebilmelerini sağlayabilir. Bunun nedeni, bu nesnelerin çoğunun uzaktan kötü niyetli kişiler tarafından kontrol edilebilmesidir. Bu bir nevi hackleme işinin sadece bilgisayar ve telefonlardan ibaret olmadığını bizlere göstermektedir. Uzaktan kontrolü ele geçiren bir saldırgan, her hangi birinin televizyon veya bilgisayar kamerasından izleyerek mahremiyetine sızabilir, ısıtıcının ayarları ile oynayabilir veya kimse evde yokken kapının kilidini açabilir.

Bir başka önemli konu ise, nesnelerin internetinin, kişilerin alışkanlıkları, davranışları ve tercihlerine ilişkin çok büyük miktarda verinin oluşturulması, saklanması ve paylaşılmasını sağlamasıdır. Bu yeni bir yargılama ve kişilerin mahremiyetini koruma kanunlarının ortaya çıkmasını gerektirecektir. Bu konuda devletlerin yasal mercileri, IoT’nin, vatandaşların günlük yaşantılarına getirdiği potansiyel mahremiyet ve güvenlik sorunlarına çözüm arayacaklardır.

Geniş bir ölçekteki çok çeşitli nesnelerin aralarında güvenin oluşturulması, bilgi güvenliği uzmanları için zorlu bir iştir. M2M kendileri fiziksel saldırılara karşı savunmasız bir durumdadır ve iletişim sağladıkları ağlar hiçbir zaman güvenli değildir. Bu güvenlik açığı bir çok hackerlar ve teröristler için ilgi çekicidir. Hackerlar, kötü niyetli çalışanlar ve hatta devlet içerisindeki fırsatçılar iletişim durumunda olan önemli verileri ele geçirme veya bu cihazların kontrolünü ele alma kabiliyetine sahip, potansiyel saldırganlardır. 

Nesnelerin internetinin iki seçeneği güvenlik için önemlidir: güven ve kontrol. Bu iki kavram, bilgi güvenliği uzmanları ve BT denetçileri için bir fırsat ve aynı zamanda bir mücadeleyi temsil eder.

Bu güvenlik konusunu ayrıca çok detaylı bir biçimde ele alacağız. 

Değişen Sistemin Gayrimenkul Dünyasına Olumlu Etkisi

Sonuç olarak tüm bu bilgileri bağdaştırdığımızda, eğer hızla gelişen dünyayı takip ederseniz kazançlı çıkmanız çok muhtemeldir. Değişim, fırsat bilenlere her zaman fayda getirir. Ancak emlakbroker.com ekibi olarak her zaman dediğimiz gibi, yeni gelişmeleri takip ederken bir yandan da geleceğin dünyasında planlanan projelerin de bir parçası olmalıyız.

Dünyayı değiştiren bu sistemlerin beyin takımı içinde olmazsak, bu sektördeki rolümüz sadece gelişmelere ayak uydurmaktan ibaret kalır. Biz yaşanan bu değişimi büyük bir heyecanla çok yakından takip ediyoruz, teknolojiyi çok seviyoruz ve bu yeni oyunda bizde varız diyoruz. 

Peki siz bu değişime hazır mısınız?

Görsel: Shutterstock