Ryan Serhant, New York’taki en başarılı emlak brokerları arasında ismi zikredilen farklı kişiliklerden biri. Çünkü kendisi emlak dünyasına atılmadan önce bir pembe dizi oyuncusuydu. Emlak sektörüne atıldıktan sonra oyunculuk ile gayrimenkul işinin birbirine benzer olduğunu iddia eden Ryan, önceki sevdasından da kopmadı ve 2012 yılından beri Bravo TV’de “Million Dollar Listing New York” isimli programı, diğer başarılı emlakçılar olan Fredrick Eklund ve Luis Ortiz ile birlikte hazırlamaya devam ediyor.

Teksas’ta doğan Ryan’ın oyunculuk kariyerinin ardından emlak sektörüne atılması, Nest Seekers International’da çalışmaya başlaması ile oldu. Ryan, burada gerçekleştirdiği başarılı satışlar ile kısa sürede adını sektörde duyurmayı başardı ve bu başarısını oyunculuk yeteneği ile birleştirerek ortaya eşsiz bir başarı hikayesi çıkardı.

Ryan, sektöre girmesinin ardından sadece iki yıl içerisinde, ticari ve konut gayrimenkul firması üzerinden 102 milyon dolarlık satış yapmayı başardı. 2014 yılında en yüksek fiyatlı gayrimenkul listesine sahip emlak broker olarak dikkatleri üzerine daha fazla çekti. Çünkü Manhattan’daki 118 milyon dolarlık bir oteli listesine katmayı başarmıştı.

Lüks Konut Emlak Sektörünü Nasıl Tanımlıyor?

Acaba Ryan sektöre girdiği ilk yıllardan itibaren böyle bir başarıyı nasıl elde etti? Emlak sektörüne giriş yapan herkes böylesine hızlı bir büyüme gösterebilir mi? İşte Ryan’ın çalışma prensiplerinden birkaçını bu makalede sizlerle paylaşıyoruz.

New York, Los Angeles, Miami ve Hamptons bölgelerinde emlak brokerı olarak hizmet veren Ryan, 2015 yılında tam 630 milyon dolarlık satış yaptı. Bu yılın yaz ayında ise okyanus kıyısındaki 15 ev satışı ile 12 milyon dolar elde etti. Kısacası Ryan, lüks gayrimenkullerin peşinde koşturmayı ve hedefini her zaman yüksek tutmayı tercih ediyor.

Lüks gayrimenkul alanına yönelen ve bu sayede milyon dolarlar kazanan Ryan, lüks gayrimenkul ile neyin kast edildiğini merak edenler için açıklamayı ihmal etmiyor. Bir evin lüks tanımı içine girebilmesi için bina içerisindeki özelliklerin niteliklerine bakmak gerektiğini söylüyor. Ona göre bir evin içinde sunulan hizmetlerin kalitesi yüksekse o ev lükstür.

Ancak son yıllarda Ryan, bu sektöre oldukça hakim olmasına rağmen, kendisini şaşırtan şeylerin de olmaya başladığını söylüyor ve ekliyor:

Son yıllarda evler şaşırtıcı bir şekilde küçülmeye başladı. Artık yer tasarrufuna önem veriliyor ve ev içerisindeki hizmetlerle lüks evlerin değeri belirleniyor.

Lüks Evlerin Özelliklerine Dair İpuçları

Ryan, lüks gayrimenkul alanında başarılı olabilmek için öncelikle kendi hayalindeki evleri düşünüyor. Kendisi hayal etmezse, lüks müşterilerin de ne isteyeceğini anlayamayacağını vurguluyor ve kendi hayalindeki evi şu cümlelerle açıklıyor:

Hayalimdeki ev, kesinlikle alışveriş bölgesinde olmalı ve çatı katı mükemmel olmalı. Çatı katına çıktığınız zaman tepeden harika bir manzarayı görmeli. Kitleler yığınını görmektense gökyüzünün harikulade güzelliğini izlemek insana keyif vermeli.

Bir evde en önemli olan iki nokta olduğunu belirten Ryan, bunlardan ilkinin ev düzenlemesi olduğunu açıklıyor. Her gün çok sayıda ev planı gören Ryan, odaların yerleşimi ve genişliğini önemsiyor. Onun için diğer önemli şey ise teraslar. Kendi evinde iki terası olduğunu ifade ediyor ve terasların lüks evlerde önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Ryan’a göre lüks evlerde vazgeçilmez olan diğer bir özellik garajlar. Ona göre, özel garajlar veya otopark alanları, lüks gayrimenkul alıcılarına oldukça etkiliyor.

Önemli Olan Görüşmeler Değil, Alıcının İhtiyaçlarıdır

Ryan çok kazanan bir emlak brokerı olarak, diğer meslektaşlarına şöyle bir tavsiyede bulunuyor:

Bir ev, ödeme yapacak kişinin ihtiyaçlarına uygun olduğu derecede önemlidir. Bunun haricinde ödeme planlarının, fiyat tekliflerinin ve yaptığınız görüşmelerin bir önemi yoktur. Şunu insanlara her zaman hatırlatırım: Bir görüşmede gücü elinde bulunduran kişi, daha az önemsiyormuş gibi görünendir.

Ancak Ryan, bu önemsememe derecesinin ayarlanması gerektiğini de vurguluyor. Ona göre, alıcının ihtiyaçlarını önemsemek, ama diğer gereksiz şeylerle boğmayacak kadar önemsememek gerekiyor.

Sabah Rutininin Ryan’ın İş Hayatındaki Önemi

Ryan, henüz 35 yaşına ulaşmamış genç kuşak olarak bu kadar verimli çalışabilmesinin sırrını erken kalkmasına borçlu olduğunu söylüyor. Çünkü o her gün saat 04:30 oldu mu ayağa kalkıyor. Bize göre çok erken değil mi?!

Bu saatte kalkmayı kendisine birkaç yıl önce alışkanlık edinmiş. Henüz kendi işinin patronu olmadığı dönemlerde, böyle insanların nasıl her işle başa çıkabildiklerini merak ettiğini söyleyen Ryan, emlak sektörüne atıldıktan sonra bunu çok iyi anladığını ifade ediyor:

Kendi işinin patronu olanlar, tüm gün müşterilerin peşinde koştururlar, evlere giderler, etkinliklere katılırlar… Kendi evlerine gittiklerinde yatarlar ve yeniden uyanırlar.

Kendi işinizin sorumluluğunu aldığınızda, hiçbir şekilde belirli bir takviminizin olmayacağını belirte Ryan, emlak sektöründe de böyle bir temponun olduğunu vurguluyor ve bu nedenle güne erken başlamanın ne kadar önemli olduğunu düşünmeniz gerektiğini tavsiye ediyor.

Elbette ki fazlasıyla uyumak sizin elinizdedir. Kendi işinizi yapıyorsanız istediğiniz saatte kalkabilirsiniz. Ama bunun mutlaka bir bedeli olacaktır. Bu kadar hızlı bir rekabetin olduğu sektörde fazladan birkaç saat daha uyumayı düşünmek bence bir delilik! Güne erken başlayın…