Yeteneğin tutkuya karşı mücadelesi! Bu konu genellikle gayrimenkul iş dünyasında profesyonellerin kendi zihinlerinde tartıştıkları bir meseledir. “İşimde öne çıkmam için ihtiyacım olan şey tutku mu yoksa yetenek mi?

Hatta bunun için sektörün önde gelenlerine başarılarının sırrının ne olduğu sorulur ve onlar da genellikle tutku diye cevaplarlar. Çünkü bu çok daha etkileyici ve estetik bir cevaptır! Ancak biraz düşününce başarının tutku, şans, sıkı çalışma, azim, zekâ ve risk arzusunun bir arada olduğu bir bütünden geldiğini herkes kolayca anlayabilir.

O zaman başarı çizginizi planlarken tutkuyu bir kenara bırakın. Biliyoruz, bu dediğimiz size biraz fazla gelebilir. Çünkü hayatımızın her alanına tutkular adapte olmuş durumdadır. Hayallerimiz, isteklerimiz, arzularımız genellikle seçimlerimizi belirler. Özellikle de Türk insanının karakteristik özelliklerini düşündüğümüzde bu daha da belirgin bir hal alır. Ancak başarıya giden yol, yalnızca tutkular ile kat edilemez. Başarının temeli, aslında derin bir tutku ve yetenektir. Ancak bizim yapmamız gereken ise bu ikisinin birleşimidir.

“Tutkusu olan insanlar dünyayı değiştirebilir. Harika iş çıkarmanın tek yolu yaptığınız şeyi sevmektir.” Steve Jobs

Bir Örneklendirme

Peki, tutku ile yetenek nasıl kombine edilir? Hangisi hangi durumda daha önemlidir? Bunu anlayabilmek için iki örnek üzerinden gidelim.

A Firması ve B Firması olarak iki gayrimenkul firmasını düşünelim. A Firması tutkusunu kaybetmiş ama yeteneklerini geliştirmiş bir firma iken B Firması ise tutkusu derin ve yetenekleri zayıf bir firma olsun.

A Firması, zeki, yetenekli ve kabiliyetli. Finansal açıdan inanılmaz bir deneyime ve bilgiye sahip. 1 milyon dolar değerinde 20 ev satmayı başarmış. Kulağa harika geliyor değil mi? Ancak hepsinin arkasında aslında ruhunu kemiren bir gerçek var. Bu firma, tüm bu işleri yaparken gayrimenkul endüstrisinin gerçekten tutku ile yapmak istediği iş olup olmadığını sorguluyor. Geriye kalan hayatını bir emlakçı olarak geçirip geçirmek istemediğini düşünüyor. Her sabah heyecanla uyanarak en iyi yapmak istediği işe koşturarak gitmiyor.

B Firması ise genellikle rastladığımız firma tiplerinden biri. Emlak sektöründe olmak ve ilerlemek için can atıyor, ancak gerekli yeteneklere ve anlayışa sahip değil. Teknolojiden yoksun, kapı kapı dolaşıyor, müşteri kapmak için çok geçmişlerde kalan yöntemi uygulayarak habersiz ziyaretlerde bulunuyor. Hatta adeta iş kapmak için yalvarıyor ve dileniyor. Elbette ki bunlar işe yaramıyor. Finansal açıdan ise bırakın dev firmaları, kendi pazarındaki firmalarla bile mücadele edecek durumda değil. Gerekli yeteneklere ve görüşe sahip olmamasına rağmen çabalıyor, istiyor, azmediyor. Her sabah kalktığında başaracağına inanarak işine gidiyor.

Bu her iki örnek de gördüğünüz üzere uzun ömürlü değiller. Birisi yeteneklerini geliştirerek müşterilerin karşısına isteksiz çıkarken, diğeri yetenekten yoksun ama azimli. Ancak bir durum daha var ki hepsinden daha iyi. İki özelliğin kombinesi…

İki Kavramın Savaşı mı Yoksa Kombinesi mi?

Emlakbroker.com ekibi olarak tavsiye ettiğimiz şey, hem tutkunun hem yeteneklerin birleştirilmesidir. Kendini sektördeki yeniliklere adapte edebilen, azmederek sorunların üstesinden gelen, yeteneklerini geliştirebilen ve tüm bunları yaparken tutkuyla çalışmaktan zevk alan bir gayrimenkul firmasından daha iyisi ne olabilir? 

“Örneğin, bilgisayar donanımı Jobs’un tutkusu değildi. O, insanların kişisel yaratıcılığını açığa çıkarmaya yarayacak araçlar yaratma konusunda tutkuluydu.” Buradaki gizli mesajı iyi okumamız gerekiyor. Bir emlak danışmanının önceliği satış olmamalı… 

Bazı kişiler doğuştan bazı yeteneklere daha yatkındırlar. Bazıları ise yetenekleri sonradan edinme anlamında potansiyel gösterebilirler. Kendinizi hangi durumda görüyorsanız, motivasyonunuzu da ona göre ayarlayabilirsiniz. Bazen tutkuyu oluşturmak ve yetenekleri geliştirmek tamamen size bağlıdır!

Foto: Whiplash filminden alınmıştır. Bu filmi izlemeyenler varsa mutlaka izlemeli :)