“Zihin, kendini cennet içinde bir cehenneme de dönüştürebilir, cehennem içinde bir cennete de.” John Milton

John Milton’ın bu sözü, aslında makale konumuzun tek cümlelik bir özetidir. Nasıl yaklaşırsanız, onunla doğru orantılı olarak karşılık alırsınız. Bir bakıma her şeyi başarmak sizin elinizdedir. Kötü şartları lehinize çevirmeniz mümkün olduğu gibi, iyi şartları aleyhinize de çevirebilirsiniz. Bunu belirleyen ise büyük oranda yaklaşım tarzınızdır.

Pazarlamanın, satış özelliklerinin, reklamın ve ikna kabiliyetinin son derece önemli olduğu gayrimenkul sektöründe, emlak brokerlarının/danışmanlarının tercih ettikleri yaklaşım tarzı büyük bir etkiye sahip.

Amerikalı bir araştırmacı, psikolog ve danışman olan Shawn Anchor, Mutluluğun Avantajı isimli kitabında, iyimser yaklaşım tarzına sahip satış personellerinin kötümser yaklaşım tarzına sahip satış personellerinden yüzde 56 daha fazla satış yaptıklarını ortaya koyuyor. Sadece bu araştırma sonucu bile, yaklaşım tarzınızı daha iyimser hale getirmeniz için size bir neden olabilir.

Neden Daha İyimser Bir Yaklaşım Gerekiyor?

Daha fazla kazanmak için “Nasıl daha iyimser yaklaşılır?” sorusunu irdelemeden önce, “Neden iyimser yaklaşım gerekli?” sorusunun cevabını vermenin yerinde olacağına inanıyoruz.  

Achor’ın kitabındaki geniş çaplı araştırmaya göre, pozitif hisler beynimizin dopamin ve serotoninler tarafından istila edilmesini sağlar. Dopamin ve serotoninlerin artması ise sadece iyi hissetmemize değil, aynı zamanda beynimizdeki öğrenme ve bilgi merkezinin de en üst kapasiteye çıkmasına neden olur.

Bu işin biyokimyasal açıklamasıydı. İşin bir de psikolojik açıdan açıklanması var. İyimser yaklaşımın temelinde, başarı ile başarısızlık arasında sağlanan basit ama güçlü bir denge yatar. Daha iyi anlamak için şu birkaç tane bağlantıyı anlamamız gerekiyor:

Sonuçlar, eylemlerimize göre belirlenir. Bize bağlı olmadan hiçbir şey gerçekleşemez.

Eylemlerimiz, hislerimiz tarafından belirlenir. Öyle ki insanların %98’i duygularına göre hareket etmektedir.

Hislerimiz, düşüncelerimiz tarafından belirlenir.

Düşüncelerimiz, odaklandığımız yaklaşım tarzımız tarafından belirlenir.

Yaklaşım tarzımız, ona bağlı olarak bazı sonuçlar doğurur.

Bu şekilde bir bağlantı söz konusudur. Dolayısıyla buradan anlamamız gereken şey şudur ki iyimser satış elemanları, sadece daha fazla gülümseyerek satışlarını arttırmıyor, aynı zamanda bir bütün olarak yaklaşım tarzlarını ve odaklandıkları noktayı değiştiriyorlar.

Bu yaklaşım tarzı, onları gün içerisinde daha tutarlı ve daha yönetilebilir eylemlerde bulunmaya itiyor. Sonuç olarak kötümser ve iyimser yaklaşım arasındaki en belirgin farkın, olaylara odaklanma biçiminiz olduğunu anlıyoruz.

En kötü zamanlarda bile, “her şey yolunda”*3 kere içinizden kalabalığın ortasında, bir görüşmede, yolda yürürken ciğerleriniz patlarcasına haykırın. Önemli olan sizi, sizin duymanız :)

Nasıl Daha İyimser Olunur?

Şimdi satışlarınızı arttırmanıza neden olacak bu iyimser yaklaşımı nasıl edineceğinizden bahsedelim. Gerekli olan en önemli elemente yoğunlaşalım: İyimser olmak öğrenilebilecek bir özelliktir!

Bakış açınızı, odak noktanızı değiştirin ve size getireceği olumlu sonuçların keyfini sürün.

Sürekli devam ettireceğiniz bir sabır ile olaylara ve işinize odaklanma biçiminizi daha iyimser hale getirebilirsiniz. Peki, bu değişim için nereden başlayacağız? Bunun için öncelikle bu durumun farkında olmanız gerekir.

Aşağıda sizler için hazırladığımız birkaç tane soru kalıbını cevaplayarak, yaklaşım tarzınızın iyimser mi yoksa kötümser mi olduğunu ortaya çıkarabilir ve aldığınız sonuçlara göre değiştirmeniz gereken noktaları belirleyebilirsiniz.

– Geçmişte yaptığınız hatalara mı yoksa gelecekte elde edeceğiniz fırsatlara mı odaklanıyorsunuz?

– İş hayatınızda hangi konularda başarısız olduğunuza ve zayıf noktalarınıza mı yoksa neleri yapabildiğinize ve güçlü yanlarınıza mı odaklanıyorsunuz?

– Bulunduğunuz noktada sahip olduklarınızın (çocuklarınız, eşiniz, aileniz, işiniz, iş arkadaşlarınız) yaptığı yanlışları görüp çıldırıyor musunuz yoksa onları sevdiğinizi hissettiren olumlu anları mı aklınıza getiriyorsunuz?

– Neleri yapamadığınıza mı yoksa neleri yapabildiğinize mi odaklanıyorsunuz?

– İşinizde istediğiniz noktadan ne kadar uzakta olduğunuza mı yoksa gelecekte olmak istediğiniz noktaya mı odaklanıyorsunuz?

– Sahip olamadıklarınıza mı yoksa sahip olduklarınıza mı odaklanıyorsunuz?

– Sektördeki zorlukları ortaya çıkaran değişimlere mi yoksa gelecekte önünüze fırsatlar çıkarabilecek değişimlere mi odaklanıyorsunuz?

– Neleri kaybetmiş olduğunuza mı yoksa neleri geride bıraktığınıza mı odaklanıyorsunuz?

Tüm bu soruların cevabı, aslında size nasıl daha iyimser bir bakış açısı yakalayacağınız konusunda da yönlendirecektir. Unutmayın ki önünüze getirilen koşulların içine asla hapsolmak zorunda değiliz! Geçmişimiz, hatalarımız, başarısızlıklarımız, iş hayatımız boyunca karşımıza çıkan beklenmedik engeller…

Bunların hiçbiri aslında birer olumsuzluk değildir. Eğer seçimlerinizin odak noktasını iyimser manada değiştirirseniz özel hayatınızdaki ve iş hayatınızdaki başarı da buna bağlı olarak yarı yarıya artacaktır.

Ne durumda olursanız olun, geleceğe daima umutla bakmaya devam edin!