Bu haftaki kitap makalemizde, sizlere somut veriler sağlayacak bir iş danışmanlığı kitabı veya kişisel gelişiminize katkıda bulunacak bir yöntem kitabından bahsetmek yerine, iş dünyanızda ilerlemek için bakış açınızı tamamen değiştirecek bir kitaptan bahsedeceğiz.

Spencer Johnson’ın kaleme aldığı Peynirimi Kim Kaptı kitabı, aslında basit ve kısa bir öyküyü anlatıyor. Ancak bu basit öykünün altında iş dünyanızı etkileyecek çok derin manalar yatıyor. Hani küçükken okuduğumuz ve ders çıkarmamız gereken öyküler veya kıssalar olurdu ya… İşte bu öykü de büyük iş adamlarının kendilerine ders çıkarması gereken farklı bir bakış açısını içeriyor.

Peynire Ulaşırken Labirentte Kaybolmak

Kitapta, iki farklı grubun bir peynirin peşinde koştururken izlediği yöntemlerin farklılığına ve bu yöntemlerden hangisinin özgürlüğe daha yakın olduğuna dikkat çekiliyor. Bildiğiniz üzere gayrimenkul sektörü, rekabetin çok kızgın olduğu ve çok sayıda firmanın hedeflediği noktaya ulaşmak için aynı yol üzerinde koşturduğu bir endüstri olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Sektör teknolojik ve ekonomik yenilikler ile birlikte ilerlemesini sürdürüyor, ancak sektörün oyuncuları olan gayrimenkul profesyonelleri bu ilerlemenin içerisinde hedefledikleri peynire ulaşmaya çalışırken yok olup gidiyor.

Yazar, bu durumu kitaptaki dört karakter üzerinden okumamızı sağlıyor.  Bu karakterlerden ikisi fareyken, diğer ikisi ise küçük insanlar olarak karşımıza çıkıyor. İki fare ve iki insan, bir labirentin içerisinde saklı olan peynire ulaşmak için mücadele veriyorlar. Ancak zaman ilerledikçe bu iki grubun mücadele şekillerinde bazı farklılıklar olduğunu görüyoruz.

Günün birinde labirentteki peynire iki grup da ulaşmayı başardığında, insanlar ayakkabılarını bir kenara fırlatarak peynire koştururken, fareler ise ayakkabılarını boyunlarına asarak peynire usulca yaklaşıyorlar. İnsanlar buldukları büyük peynir kaynağından her gün düzenli bir şekilde parçalar kopararak onu tüketirken, fareler tükettikleri bu peynirin bir gün biteceğini fark ederek bir yandan geleceğe yönelik planlamalar yapıyorlar.

Ve peynirin tamamen tükendiği o gün gelip çatıyor. Her gün sonu gelmeyecekmişçesine peyniri tüketmeye devam eden insanlar, başlarına gelen bu durum ile nasıl mücadele edeceklerini bilemeyip birbirleri ile kavgaya tutuşuyorlar. Birisi yeni kaynak bulmaları gerektiğini söylerken, diğeri aynı süreci tekrar yaşayacağı korkusu ile yerlerinde kalmaları gerektiğine inanıyor. Fareler ise önceden bu anın geleceğini bildikleri için sakince ve cesurca yeni kaynak arayışına girişerek, buldukları yeni peynirden nemalanıyor ve düzenlerini bu şekilde sürdürüyorlar.

Gayrimenkul Sektörü İçin Öyküden Çıkarılabilecek Sonuçlar

Yazarın anlattığı öykü, işte böylesine basit bir örgüye sahiptir. Ancak çetin mücadelelerin bulunduğu gayrimenkul sektöründe çalışanlar için bu basit hikâyeden çok şeyler çıkarılabilir.

Her gün teknolojik yeniliklerin sektöre adapte olması ile birlikte şartların ve rollerin değiştiğine tanık oluyoruz. Böylesine değişken bir sektör içerisinde, karşınıza çıkan tüm değişimlere ayak uydurmanız ve her duruma hazırlıklı olmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Tıpkı farelerin yeni bir peyniri keşfettiğinde, bir gün bu yeni kaynağın tükeneceğini bilerek geleceğe yönelik plan yapmaları gibi, siz de sektör içinde yeni bir pazar alanı keşfettiğinizde, bir gün bu alanın başkaları tarafından da fark edileceğini ve kendinize ilerlemek için daha yeni pazar alanlarını bulmanız gerektiğini bilmeniz gerekiyor.

Tıpkı farelerin yeni bir değişim ile karşılaştıklarında değişimden korkmadıkları gibi, siz de sektör içerisinde yeni gelişmeler olduğunda ve işinizi farklı bir boyuta taşımanız gerektiğinde bu tarz bir değişimden korkmamalısınız. İş dünyanızı korkularınızın yönetmesine izin vermemeli ve iş dünyanızdaki özgürlüğünüzü kısıtlamamalısınız.

Tam bu noktada yazar, aslında değişime açık olduğunuz sürece değerli olduğunuzu ve kendinizi değişime kapattığınız sürece her gün sektör içinde biraz daha eriyip gideceğinizi sizlere hissettiriyor. Çünkü siz değişmeseniz de, değişim dünyada ve tüm sektörlerde etkisini göstermeye devam edecektir.

Değişim konusuna bağlı olarak, öykünün verdiği manalardan birinin de şu olduğunu söyleyebiliriz. Siz yaptığınız işte mükemmel olabilirsiniz. Ancak etrafınızda gerçekleşen fırsatlara, olasılıklara ve risklere gözünüzü kapatırsanız kaybedersiniz. Öyküde insanlar bir peynir buldukları zaman ayakkabılarını bir kenara fırlatarak peynire bilinçsizce koşturuyorlardı. Siz de iş dünyanızda aynısını yaparak hedeflediğiniz noktaya körü körüne ilerlemeye çalışmayın. Piyasada neler oluyor, müşterilerin ihtiyaçları neler ve çevrenizde yeni fırsatlar var mı diye zihninizi bu tür değişikliklere daima açık tutun.

Kitaptan Birkaç Alıntı

“Bazen bir şeyler değişir ve bir daha asla eskisi gibi olmaz. Bu da o zamanlardan biri. Hayat bu! Hayat devam ediyor. Biz de devam etmeliyiz.”

“Değişmezsen sönüp gidersin.”

“Korkmasaydın ne yapardın?” 

“Korkularının ötesinde hareket edersen, kendini özgür hissedersin.”

“Yeni bir yöne hareket edersen peyniri bulman kolaylaşır.”

“Küçük değişiklikleri erken fark etmek, meydana gelebilecek büyük değişikliklere kolay adapte olmayı sağlar.”

“Daha bulmadığım halde yeni peynirin tadını çıkardığımı hayal etmek beni bu peynire götürüyor.”

“Geç olması hiç olmamasından iyidir.”

“Değişim kendi hatalarına gülebilmek, sonra unutup devam edebilmektir.”

“Yaptıklarımın yanlış olduğunu görebileceğimi, değişip daha iyi olabileceğimi düşündüm.”

“Kırın, hareketle üretkenlik arasındaki farkı görmeye başlamış. ‘Bana bak Kırın’ demiş kendi kendine; ‘Sürekli aynı şeyleri yapıyorsun, sonra da neden hiçbir şey düzelmiyor diye soruyorsun. Düzelse saçmalık olmaz mıydı?”

“Yeni bir yöne doğru hareket edersen peyniri bulman kolaylaşır.”

Bonus Video: