Nüfusun artması ve teknolojinin hızla gelişmesi birçok yeniliği beraberinde getirse de, doğaya verilen zarar yine insanoğlunun aleyhine oluyor. Ozon tabakasının zarar görmesiyle başlayan süreç sonucu artık yeryüzünde daha fazla deprem, kuraklık, sel baskınları, tsunami ve daha birçok doğal afet yaşanıyor. Sadece doğal afetler ile son bulmayan bu yeryüzü değişimi, buzulların erimeye başlamasıyla başka bir boyut kazanıyor. Peki, tüm bu değişiklikler dolaylı ya da doğrudan gayrimenkul sektörüne ne gibi etkiler yapıyor ve yapacak?

Sular Altında Kalacak Şehirlere Hazır Olun

Uzmanların araştırmaları buzulların erimesi sonucunda birçok kıyı şehrinin 50 yıl gibi kısa bir sürede sular altında kalacağını ortaya çıkardı. Bu riskle karşı karşıya kalan İngiltere ve ABD yeni şehirler kurma fikrinin peşinde koşarken, böylesine ciddi bir sorunun tüm yeryüzünü etkilemesi kaçınılmaz görünüyor.

New York’ta İklim Değişiklikleri üzerine düzenlenen bir panelde coğrafyacı William Solecki konuşmasında şu cümlelere yer veriyor: “Önümüzdeki yıllarda, New York kıyı kentinde yüksek sıcaklıklar nedeniyle deniz seviyesi yükselmesi görülecek ve büyük olasılıkla daha fazla sel ve benzeri felaketler neticesinde şehrin altyapısında büyük değişimler görülecek.

Bizden kilometrelerce uzaktaki ülkelerin bu sorunu bizi neden etkilesin” diyenleri duyar gibiyiz. Yeryüzünde tüm ham maddeler insanoğlunun ortak malıdır ve herkes kabul eder ki bu iki ülke dünya ekonomisinin lokomotifi konumundadır. Böylesi bir durumun yaşanması sonucunda gerçekleşecek ekonomik zararların yanı sıra ham madde fiyatlarındaki artıştan kaçınmak imkânsızdır.

2012 filminden bir kare

Doğal Afetler Yaşandıkça Daha Güvenli ve Sağlam Mülk Arayışı Artıyor

Ülkemiz hepimizin malumu bir deprem ülkesidir. 17 Ağustos’u kimsenin unutması mümkün değildir. Ancak sadece deprem değil seller ve kuraklık da ülkeleri kıskaç altına almaya devam ediyor. Bu doğal afetlerle baş etme konusunda en başarılı ülke olan Japonya, depremlerle raylı evler dahi birçok yeni teknoloji ile baş etmeye devam ediyor. Doğal afet bölgelerinin taşıdığı riskler mülklerin sağlamlaştırılmasıyla dahi aşılamaz.

Japonya Kyoto Üniversitesi Afet Önleme Araştırma Enstitüsü Başkanı Masayoshi Nakashima:

6 bin 500 kişinin hayatını kaybettiği Kobe depreminden büyük ders aldık. Bina yapım-denetim ahlakı ve disiplinini kuruyoruz ve binalarımızın yüzde 80’ini depreme hazır hale getiriyoruz.

Gayrimenkul sektörünün gelecek 10 yılda karşılaşacağı en büyük sorunun, doğal afetlere karşı mücadele olacağı bilinmelidir. Böylesine ciddi bir konuda üstüne düşeni yapmaktan kaçınan gayrimenkul sektörü çalışanları unutmamalıdır ki, doğal afetin ne zaman nereyi vuracağı bilinemez. Bu nedenle hangi görevde bulunurlarsa bulunsunlar, mülklerin yapımında risk haritalarını dikkate almalılar.

Özellikle bir dünya şehri olan İstanbul’umuzda beklenen deprem bir anda gayrimenkul piyasasının çökmesine ve yapılan yatırımların yok olmasına neden olacaktır. Bu durumun telafisi nasıl olur bilinmez ama, yatırımcıların ve yerleşik yaşayan bir çok ailenin şehri terk edecekleri muhakkak.

Bilinçlenme Ve Bilgilendirmenin Önemi

Doğal afetler ve iklim değişiklikleri konusunda bilinçlenmek yerine duymazdan gelmeye çalışanlar yarınlarda büyük pişmanlıkların yanı sıra çok büyük ekonomik kayıplarda yaşamaya hazır olmalılar. Bilinçlenmek ve bilgilendirmek için sektörün önde gelen firmaları öncülük yapmalı ve arkası kesilmeyecek konferans serileri düzenlenmelidir. Eğer bu konuda bir gündem oluşturmaya muvaffak olunursa, bu konuda alınacak tedbirleri almak ve uygulamak daha kolay olacaktır.

Bunların dahi yetersiz kalacağı tehlikelere karşı bilimsel çalışmalara ön ayak olmak gerekmektedir. Depremi önceden tahmin edecek akıllı şehir altyapısı için deprem riski yüksek bölgelerde biran önce hazırlık yapılmalı ve gereken tedbirler alınmalıdır. Bizler emlakbroker.com ekibi olarak hızla akıp giden gündem içerisinde bu konunun önemini vurgulamaya devam edeceğiz.